Venedik"te sular yükseldi, haberiniz var mı? Acqua alta nedir?



ACQUA ALTA NEDİR?
Venedik’te gerçekleşen “acqua alta” yani “yüksek su” ayın gel-git hareketlerine bağlı olarak aslında yılın her günü görülen bir doğa olayıdır. Sadece bazı günlerde su seviyesi normalden çok fazla bir seviyeye ulaşıyor. Bunu da “med-cezir”in şiddeti, hava hareketleri, şiddetli yağmur ve rüzgâr belirliyor.
Bir Acqua Alta Günü:
Romantik şehir Venedik’in güne siren sesleriyle başladığı bir zaman dilimine gidelim. Tüm şehrin bir iki dakikalığına dikkat kesilmesine neden olan sirenler yaklaşmakta olan bir felaketi haber verir gibi kulaklarda çınlıyor. Şehrin efendisi, Venedik’e can veren “deniz suyu”, bu sefer onu derinliklerine hapsetmek için Adriyatik açıklarından çıkıp Venedik lagünlerine doğru ilerliyor.
Venedik güne “acqua alta” ile başlayacak. Bu sefer sular deniz seviyesinden 1.49 metre yükselecek. Bunun şehre genel olarak yansıması 60 cm’den daha fazla olacak. San Marco, Salute ve Rialto bölgesinde bu seviye 80 cm’yi bulacak. Bu durumda tüm şehir birkaç saatliğine sulara teslim olacak.
San Marco Meydanı, şehrin en basık noktası; aynı zamanda en ünlü noktası ve suların ilk yükseldiği yer de işte tam bu bölge oluyor. Meydanda Dükler Sarayı’nın altındaki beyaz mermerlere oturup geriye doğru yaslanıp suların meydandaki kapakçıklardan nasıl yukarı doğru çıktığına tanıklık ediyorsunuz. Bu durumda yükselen suların sadece denizden ve kanallardan gelmediği şehrin birçok bölgesinde bulunan ve sonradan üzeri kapatılmış kanallardan da üzerindeki kapaklar vasıtasıyla suların yükseldiğine tanıklık ediyorsunuz. Bu nedenle sular yükselmeye başladıktan çok kısa bir süre sonra San Marco Meydanı’nın sulara gömüldüğüne tanıklık ediyorsunuz.
Aklınızdan bin bir türlü soru geçiyor. Nasıl olur da bu güzel şehir bu kadar teslimiyetçi olur? Nasıl olur da metanetini korur ve bu gerçek karşısında kendince önlemini alıp sakince kendisini sulara teslim eder anlayamıyorsunuz. Öte yandan Venedikliler çoktan öğrenmişler su ile şaka olmayacağını. Sular şehre girince uyguladıkları ve hiç değiştirmedikleri birçok rutinleri var.

İŞTE BU RUTİNLER:
Hava hareketleri yakından takip ediliyor ve suların ne zaman ve ne kadar yükseleceği tahmini olarak tespit ediliyor. İnternetten gün gün suların her gün ne derece yükselip alçalacağı ile ilgili verilere ulaşabiliyorsunuz. Eğer isterseniz telefonunuza ve e-postanıza da yükselen sulara karşı önlem almanız için uyarı bilgiler gönderiyorlar.
Suların yükselme derecesine göre sular yükselmeden birkaç saat önce şehirlileri uyaran sirenler çalmaya başlıyor.
Suların yükseleceği bölgelere demir üzerine tahtadan iskeleler kuruluyor. Şehrin bazı bölgeleri (San Marco, Rialto, Canareggio gibi) diğer bölgelere göre daha basık olduğu için bu bölgelerde su daha fazla yükseliyor.
Venedik’te çoğu mağaza, dükkân, market giriş katında yer aldığı için yükselen sulara karşı zeminler mermer döşelidir. Sular yükseldiğinde kapı girişlerine çelikten setler kuruyorlar.
Vapur seferleri su seviyesi çok yükseldiğinde aksıyor ve bazı bölgelerde seferler geçici süreliğine iptal ediliyor.
Bu saatlerde dışarıda olanlar ayaklarına su geçirmeyen lastik botlarını geçiriyorlar. Turistler genellikle bu doğa olayına hazırlıksız yakalanıyorlar. Bu durumda normal zamanda 8 ila 15 Euro arasında değişen lastik botlara ya da vücudu boydan boya saran plastik giysilere iki katı ödeyerek San Marco Meydanı’nda su ile kucaklaşıyorlar. Bazıları ayakkabıları çıkarıp paçaları sıyırıp öylece sulara dalıyor. Son noktada yapılacak bir şey kalmadığını düşünenler ise kendilerini yükselen sulara teslim ediyorlar.
Yükselen sular çekildiğinde geriye son derece üzücü bir tablo kalıyor. Islak duvarlarda kalan su izi suyun ne seviyeye yükseldiğini daha iyi anlamanızı sağlıyor. Kirliliğiyle meşhur Venedik kanalları ve lagün şehirde ciddi oranda çöp birikintisi kalmasını sağlıyor. Venediklileri saatler süren bir temizlik bekliyor. Dükkân sahipleri zarar tespitine başlıyorlar. Ardından kirli suyun bıraktığı izleri temizlemek için uğraş veriyorlar.

Venedik’te Bir Sahaf: Libreria Acqua Alta
Campo Santa Maria Formosa’dan Campo Santi Giovanni e Paolo’ya giderken yol üzerinde bir sahaf dikkat çekiyor. Sahafa girdiğinizde üzeri kitap dolu olan ve boylu boyunca uzanan eski bir gondol sizi karşılıyor. Minik ve kullanılamaz durumdaki teknelerin hepsi burada birer kitaplık vazifesi görüyor. Sahafın bir de kanala açılan gizemli bir kapısı ve eski kitaplardan yapılmış bir merdiveni var. Burada sadece Venedik’i anlatan kitaplar buluyorsunuz. Sahafın sahibi oldukça cana yakın ama bir o kadar da çapkın biri. Güzel müşterilerini tatlı sözlerle tavlama telaşındaki bu ihtiyar kurdun özrü de kabahatinden büyük. “Çok ama çok özür dilerim; ama elimde değil. Casanova’nın ruhu hala buralarda ve zaman zaman bizi etkisi altında bırakıyor. Biz Venedikliler o nedenle huy değiştiriyor ve ona benziyoruz.

Benim de bir acqua alta anım var:
Venedik belediyesi suların çok yükseldiği bölgelerde görevliler bulunduruyor ve bu görevliler mâdur durumda olanlara yardımcı oluyorlar. Suların yükseldiği günlerden birinde yolculuk yapmak zorunda kaldım. 25 kiloluk valizim, sırt çantam ve ben yollara düşmüştük. Ayağımda diz kapaklarıma kadar uzanan lastik çizmeler, suların içinde bata çıka yürüyorum. Evimin önünden denizanaları geçiyor. Valizimi kucaklayıp kısa süreli, ama çileli bir yürüyüşü tamamlamam gerekiyor. İlk tehlike anından sonra durakta beni bekleyen ikinci tehlike karşısında yapabileceğim hiçbir şey yok. Derken üç kahraman imdadıma yetişiyor. Önce valizlerimi, sonrasında beni kucaklayıp su ile birlikte yükselen durağa bırakıyorlar. Beni otobüs durağına götürecek vaporettolar o olağan üstü günde çalışmıyor. Tek bir vapur seferi vardı ve o da bulunduğum “hospedale” durağından geçmiyor. Ama benim “fondamente nove” durağına yürüyerek gitmem imkânsızdı. Doğrudan havalimanına giden, ama bulunduğum durakta durmayan “alilaguna” adlı vapur önümden geçerken “Burada mahsur kaldım. Beni de alın lütfen” diye çaresizce çırpınmama seyirci kalmıyorlar ve beni de yanlarına alıyorlar. Sonrasında aklımdan geçen fikir nedeniyle muzipçe gülümseyip vapurda kendime bu eşsiz doğa olayını izleyebilecek rahat bir yer arayışına giriyorum. Kuzey İtalya’nın kuralcı ve dakik sistemini yükselen sularla birlikte altüst mü ettim acaba?

Acqua alta Romantikleri:
Yükselen suların şehirde bazı şeylerin de gelenekselleşmesine neden olduğunu hatırlatmakta fayda var. Venedik’te sizi evinize kadar arabayla bırakan sevgililere rastlayamazsınız. Zira otomobilin giremediği bir şehirde bulunuyorsunuz. Ancak beyler, bu şehirde kadın ruhunu okşayan centilmenlikler yapmak için oldukça güzel fırsatlar buluyorlar. Yükselen sulara karşı sevgililerini ya da çaresizce yardım bekleyen bayanları omuzlarında taşıyan sayısız romantiğe de ev sahipliği yapıyor Venedik.
Şimdi sorarım size sevgilisini büyülemek isteyen hangi durumda daha iyi netice alır?
Gondola 80 Euro verip prosecco ve İtalyan müziği eşliğinde eşsiz bir Venedik turu mu yoksa bir acqua alta anında San Marco Meydanı’nda sevgiliyi sırtlayıp karşıdan karşıya geçirmek mi?

Acqua Alta Zengin-Fakir Ayırmıyor:
Doğa karşısında sosyal farklılıklar son buluyor. Yükselen su zengin fakir demeden şehri esir alıyor. O nedenle San Marco Meydanı’nı çepeçevre saran birbirinden şık mağazalar ve tarihi kafeler ilk olarak su ile kucaklaşan bölgeler oluyor. Kapılarına çelikten setler kuranlar bile dükkânına suların girmesine engel olamıyorlar.

ACQUA ALTA’YI ENGELLEMEK ADINA VENEDİK’TE ALINAN ÖNLEMLER

Musa Venedik’i, onu beklediği söylenen batıştan koruyabilecek mi?
Venedik'in suların altında kalacağı ile ilgili olarak her daim sayısız tez üretilmekte, şehrin geri dönüşü olmayan bir batış sürecinde olduğu çeşitli kesimlerce tekrarlanıp duruyor. Belki de uzmanlar bu kötü sona bizleri psikolojik olarak hazırlamak istiyorlar. Öte yandan İtalyanlar bilhassa da Venedikliler bu güzel şehri kaderine terk etmemek konusunda kararlılar. Şehri yükselen sulardan korumak için Adriyatik'in Venedik lagününe yakın kısmında büyük kapaklı setler kuruluyor. Bunda amaç ani su yükselişlerinde şehri yoğun bir su bombardımanından korumakmış. Son büyük setin inşası hala devam ediyor. Şehrin manevi koruyucusu San Marco'dan sonra maddi koruyucusu görevini devralacak olan bu setin oldukça da anlamlı bir ismi var: “Moses” yani Musa. Musa, Venedik'i onu bekleyen kaderine karşı korumak üzere hazırlanıyor.

Karşıt Tezler:
Ancak Musa'ya muhalif olan kesimler de var. Bu muhaliflere göre Venedik zaten yüzyıllardır hep yükselen ve alçalan su seviyesine karşı ayakta kalmayı başardı. Su seviyesi artışı hep normal seyrinde devam ediyor. Venedik'i korumak adına yapılan bu setler zaten yeterince kirli olan lagünü daha fazla kirletmekten başka bir işe yaramayacak ve set yapımı için yapılan onca masraf da ülkenin sırtına büyük bir ekonomik yük olacak.
Bu karşıt tezler içerisinde gerçekten haklı tarafın hangisi olduğunu bilemiyorum. Ancak Venedik o kadar güzel ve o kadar özel ki; elbette kaybedilmemesi gereken bu değerin korunması için yapılan her türlü girişimi sonuna kadar desteklemek gerektiğini düşünüyorum. Yeter ki Venedik sonsuza kadar var olsun...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Antonio Canova dünyanın en güzel kadınlarının Tanrısı

Venedik günlüğü başlasın

Venedik nasıl ortaya çıktı? Peki başka bilinmeyen neler var? Hadi okuyalım!!!