Kayıtlar

Venedik günlüğü başlasın

Resim
Yeni bir yıl başladı. Bu sene ile birlikte ben biraz daha kendime döndüm. Uzun bir süredir politik gündemin kirliliği ve içi boş paylaşımları takip etmekten yorgun düşen bünyelerin ilacı bir bardak sıcak çay ve sakinlik veren müzikmiş. Venedik’te günler kendi değişmeyen temposunda sürüp gidiyor. Üst komşum hiç ara vermeden piyanosunun başında ve bazen ağır aksan bazen ritmini arttırmış melodileriyle yatak odamı dolduruyor. Üst katın armonisini alt katın gür sesli terzisi Cristina bozuyor. Onun kadar yüksek tondan konuşan, bağıran, gülen bir başkası tanımadım.
Evimin bulunduğu meydanda keyifle vitrinini seyrettiğim en uyguna kitaplar bulduğum Fransız kitapçısı da sonunda restoranlar zincirine eklenecek bir halkaya kurban gitti. Acı acı ağlasan da Venedik bu kapitalist düzene en çok uyan sen oluyorsun hep. Ey turist ne olurdu sanki yeme içme kadar önem verseydin okumaya, ne olurdu sanki Çin işi onca kıymetsiz hediyelik yerine kitap alsaydın bir tane de!!!
Strada Nova üzerindeki tarih…

Antonio Canova dünyanın en güzel kadınlarının Tanrısı

Resim
Hafta sonu geldi çattı ve ben yine yola çıkmak üzere hazırlandım. Bir başka tren yolculuğu sonrası soluğu, artık benim için vazgeçilmez yer olan, Kuzey İtalya Alpleri’nde aldım. Vicenza, Treviso, Bassano del Grappa, Asolo, San Zenone degli Ezzelini, Marostica, Cittadella, Castelfranco Veneto, Monte Grappa’nın etekleri ve Veneto bölgesinin Venedik’ten turisti az gören her bir köşesi…
Sevgili rehberim Davide’nin programına uyacağım yine. Geçenlerde bir akşamüstü gittiğimizde kapalı bulduğumuz Antonio Canova’nın evi bu sefer ilk durak noktası olacak. Canovo, İtalyanların gurur duydukları eşsiz yetenekli bir sanatçı, ressam ve heykeltıraş. Canova’nın evi ve atölyesi, Alplerin hemen eteğinde Asolo’da, Possagno köyünde bulunuyor.
Possagno tıpkı bir masal şehri gibi karşınızda olduğunda kendinize: “kaf dağının ardında ki o yer galiba burasıydı” diyorsunuz. Yeşil burada toprağın tek örtüsü, evleri sanki doğa içinde bir oraya bir buraya serpiştirilmiş gibi seyrek, en fazla iki-üç katlı ve klasi…

Yabancılarla Yaşamak

Resim
Geçenlerde Fransız bir arkadaşımın akşam yemeğine davetliydim. Bir elinde İspanyol Flamenko bir gitar, diğerinde enfes İtalyan şarabı, önünde Fransız krepi eşliğinde Kanadalı bir kızla sohbete dalan ve Amerika anıları paylaşan sempati kralı Kaya’yı seyre daldım. Etrafıma bakınıyor gene muzipçe gülümsüyor ve aklımdan geçenleri bir yerlere yazsam mı diye kâğıt kalem aranıyordum. Sonra kâğıt kalemi boş verip bir bardak da şarap alıp İtalyan arkadaşlarımla sohbete daldım. O günün bana düşündürdüklerini yazmak ise şimdiye kaldı.İtalya’ya geldim geleli dünyanın birçok milletinden arkadaş edindim ve çoğuyla da ortak mekânları paylaştım. Hiç unutmuyorum Venedik’teki ilk gecemde Brezilyalı bir kız ile aynı odada kalmıştım. Birkaç mahcup gülümsemeden sonra tanışmış ve uzunca da sohbet etmiştik. Sevgilisi ile dünyayı gezen bu Brezilyalı bana ülkesinden güzel fotoğraflar göstermişti. Birlikte Brezilya şarkıları dinlemiştik. Türkiye’den geldiğimi duyunca “fantastico” “harika” demişti. Yabancılar …

Şehzade Cihangir neden öldü? Suçlular ve günahın girdabında bir kadın: Hürrem Sultan

Resim
Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan’ın 1531 yılında İstanbul’da doğan biricik oğulları Şehzade Cihangir hakkında nadir de olsa Venedik kayıtlarında çeşitli bilgiler bulunmaktadır. Bunların en dikkat çekiç olanı ise şehzadenin ölümünün ardından Venedik baylosunun, Senato’ya yazmış olduğu bir mektupta geçen kısa bir ifadedir. Şehzadenin ölüm nedenine değinmeden önce hakkında az da olsa elimizde olan bilgiler üzerinde duralım. Doğuştan kambur olan ve kısa ömrü boyunca da sürekli sağlık problemi yaşayan şehzade bu nedenle İstanbul’daki saraydan ayrılıp bir sancağın başına geçmeyi de tercih etmemiştir. Bu sağlık problemleri aynı zamanda şehzadeyi Sultan Süleyman’ın diğer oğulları arasında baş gösterecek olan iktidar mücadelesinin de dışında tutmuştur. Her hangi bir sancağa atanma talebinin olmaması da bu durumun açık bir göstergesi sayılabilir. Babasının Dert Ortağıydı İbrahim Paşa’nın hayatta olduğu dönemde düzenli aralıklarla Sultan Süleyman ile ava gittiği bilinmektedir. Baylosun aktardık…

Nurbanu Sultan Venedikli miydi?

Resim
Pargalı İbrahim Paşa’dan sonra, nereden geldiği ve gerçekte kim olduğu tartışılan kişilerden biri de Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Sultan Selim’in gözdesi ve Sultan III. Murad’ın vâlidesi Nur Banu Sultan’dır. Uzun yıllar boyunca Nur Banu Sultan’ın Venedikli asil bir aileden Osmanlı sarayına getirildiği hikayesi bir çok kaynakta tekrarlanıp durmuştur. Fakat bununla ilgili olarak son yıllarda yeni iddialar öne sürülmüş ve aslında Nur Banu Sultan’ın Venedikli asil bir aileye mensup olmadığı ortaya çıkarılmıştır[1].
Nurbanu Sultan'ın Venedikli olması İşin aslı Nur Banu Sultan’ın Venedikli olduğu bilgisi sonradan ortaya atılan bir iddia da değildir. Bizzat döneminde, Nur Banu Sultan hayatta iken, onun Venedikli olduğu iddia edilmiştir. Görünen o ki Nur Banu Sultan da bu iddianın doğru olmadığı ile ilgili herhangi bir tavır sergilememiştir. İşin daha da ilginci bu iddiadan sonra Venedik tarafında yaşananlardır. Dönemin en güçlü Sultan kadınının Venedikli bir asilzâde olduğu, üstelik O…

Pargalı İbrahim Paşa ve Eşi Hatice Sultan

Resim
Sultan Süleyman’ın hayatında oldukça önemli bir yer edinen İbrahim Paşa’nın evliliği hakkında bilinmeyen gerçekler: Sultan Süleyman’ın Vezir-i azamı İbrahim Paşa’nın evliliği Osmanlı tarihinin en gizemli konularından biri olarak her dönem tartışmalara açık olmuştur. Türk kaynaklarının genelinde Sultan Süleyman’ın kız kardeşi olan Hatice Sultan ile evlendiği ve bu nedenle Makbul İbrahim Paşa diye saraya damat olarak kabul edildiği belirtilir. Oysa işin aslı bu değildir.
Hatice Sultan Sultan Süleyman’ın kız kardeşi değildi! Son yıllarda yapılan araştırmalar ve ortaya çıkarılan bulgular çoğu tarihçinin önceki savlarını değiştirmek zorunda kalmalarına neden olmuştur. Buna göre ilk olarak İbrahim Paşa’nın Hatice Sultan ile evli olduğunu belirten Türk tarihçi Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı bu görüşünde yanıldığını ve Hatice Sultan’ın Sultan Süleyman’ın kız kardeşi olmadığını belirtmiştir. İbrahim Paşa ile ilgili çalışmaları ile bilinen Esma Tezcan da önceki çalışmalarında elde ettiği bu…

Venedik'in köpekleri ile yaşamak!

Resim
Vivo in una citta' fantastica con i cani e gatti! / Fantastik bir şehirde kediler ve köpeklerle birlikte yaşıyorum!
Venedik'te hiç sahipsiz canlı yok! Venedik’e ilk geldiğim günlerde en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de yaşlısı genci hemen hemen herkesin beraberinde bir köpekle yürümesi olmuştu. Bu kadar minicik bir şehirde bu kadar köpek ve pencere kenarlarına tünemiş ev kedileri görmek, üstelik tek bir sokak hayvanının bulunmadığı bir şehirde yani Venedik'te. Evet, burada gerçekten tek bir sokak hayvanı bile yok. Bir köpek kaybolduğunda ya da başkaları tarafından bulunduğunda mutlaka her bölgede kayıp ilanları görüyorsunuz. Kimse bir gece için bile bir canlıyı bir başına bırakmıyor.
Sosyal hayatın içinde hayvanlar Venedik'te köpeklerle vaporettolarda otobüslerde de seyahat edilebiliyor. Venedikliler gündelik hayatlarında bilhassa köpeklere çok alışıklar. Fakat köpek beslemenin belli kuralları olduğunu unutanlar hiç de öyle az değil. Malum Venedik sokakları çok da ö…