23 Şubat 2016 Salı

Venedik'in Gondolları neden siyahtır?


Venedik'in Gondolları Neden Siyahtır?

Hepimiz duymuşuzdur değil mi? Binlerce gizem binlerce bilinmezlik binlerce soru ve cevapları aslında her seferinde başka türlü verilen birçok Venedik söylencesi olduğunu? Bunlardan bir tanesi işte: Venedik'in gondolları neden siyahtır?

Venedik Cumhuriyeti'nin uzun yüzyıllar boyunca en önemli sembollerinden biri olan gondolları için çok çeşitli efsaneler üretilmiştir. Gondolların boyutları, bunların hep aynı standart olup olmadığı, motorlu mu çalıştığı yoksa gerçekten gondolcunun bilek gücüyle mi hareket ettiği, hep turistik gezi amaçlı mı kullanıldığı yoksa bir zamanların ulaşım aracı da olup olmadığı gibi bir sürü şey hep merak edilip durmuştur.

Peki, gerçekte hiç düşündünüz mü, Venedik'in gondolları neden siyahtır? Bunu elbette düşündünüz, en azından ben düşündüğünüzü biliyorum; çünkü Venedik'i her gezdirdiğim turist bana bu soruyu muhakkak sordu: Serap, Venedik'in gondolları neden siyahtır?

Efendim, derler ki vebadır bunun sorumlusu. Yüzyıllarca ''Serenissima'' yani dünyanın en huzurlu devletini etkisi altına alan veba salgınları bir dönem öyle şiddetli bir hale gelmiş ki, her gün yüzlerce insan bu illetten dolayı hayatını kaybetmeye başlamış ve bu yüzlerce insanın cesedi Venediklilerin gondollarıyla mezarlıklara taşınmak zorunda kalmış. İşte bu nedenle de Venediklilerin gondolları zamanla yasın rengi olan siyaha bürünmüşler.

Bana bu hüzünlü hikâye ilk defa anlatıldığında, gerçekten de bunun doğru olup olamayacağını çok merak etmiştim. O nedenle de bir keresinde Venedikli bir arkadaşıma bu hikayenin aslını sormuştum. Arkadaşım da sorumu yüzüne yerleştirdiği kocaman bir tebessüm eşliğinde yanıtlamıştı:

-Serap, esasında hikâyenin gerçeği nedir? ben de tam olarak bilemiyorum şimdi. Doğuştan bir Venedikli olarak sizin merak ettiğiniz bu gibi şeyleri hiç merak etmedim ben; Burada yaşarken aslında hayat sana olağanüstü gelmez. Hep alışık olduğun düzeni normal kabul edersin. Dünyanın başka bir şehrinde su senin yolun olmayabilir. Belki de araba kullanmayı bilmiyor olmak bir eksikliktir? İçinde yaşadığın adanın boyutları o kadar da önemli değildir. O senin evindir ve bir Venedikli için dünya üzerinde ''şehir'' olan tek yerdir. Venedik'ten sonrası nedir? Venedik'ten ayrı mutlu olunur mu? …
-Gondollara gelelim biz hadi. Ben bu işin aslının öyle veba gibi hüzünlü bir hikayeye dayandığını sanmıyorum, Serap. Aslı nedir onu da bilmiyorum; Fakat ben sana kendi gerçeğimi anlatabilirim tabi eğer dinlemek istersen?
-Tabi ki dinlemek isterim. Hatta bundan büyük bir keyif de alırım.
-Pekala, Eskiden Venedik'te ulaşım araçları sadece gondollardan meydana geliyormuş ve bu ada da yaşamakta olan herkesin de bir gondolu muhakkak varmış ve bu gondolların hepsi de rengârenkmiş. Kiminin sarı, kiminin pembe, kiminin yeşil, kiminin mavi… Ada insanı geçimsizdir Serap, gülmez yüzü kolay kolay. Güne başlarken bile bir mücadele, bitmeyen de bir kavga hali vardır bu şehirde. Venedikli kendisiyle dahi kavga eder yeri geldiğinde. Kavga edecek de hep bir sebep bulurlar. O nedenle gondolların bu çok renkliliği de huzur vermemiş Venediklilere ve her gün: ''En güzel gondol benimki ya da neden gondolunu benimkinin rengine boyadın bakayım! Yok benim gondolum seninkinden daha güzel!'' diye türlü bahanelerle kavgaya tutuşur olmuş adalılar. Cumhuriyet'in yöneticileri çok kızmış Venediklilerin bu gondol kavgasına. Bu nedenle bir yasa çıkartmaya ve bunu tüm şehre ilan etmeye karar vermişler:

-''Bundan sonra bütün gondollar siyah olacak!'' Bu karar üzerine çaresiz kalan Venedikliler mecburen gondollarını siyaha boyamışlar. Çok renklilik ve çok seslilik hali yerini siyahın ağırbaşlı hüznüne bırakmış ve gondolcular da o günden sonra bir daha hiç kavga etmemişler."

Venedik'in gondolları zaman içerisinde şekilden şekilde girerek bugünkü halini almışlar. 1500'lerdeki Venedik gondollarını ünlü Venedikli ressam Gentile Bellini'nin meşhur bir tablosunda görelim: Il Miracolo della Croce caduta nel canale di San Lorenzo (323x430 cm) di Gentile Bellini.

Venedikliler gondolları 1600 – 1700 yılları arasında daha çok kişisel ulaşım ve taşımacılık için kullanmışlardır. Henüz keyif amaçlı ve belli bir güzergahı izlemek gibi bir şey yoktur anlayışlarında.

Venedikli arkadaşımın anlattığı eğlenceli hikâyeyi çok sevmiş ve benimsemiştim. Lakin bir gün gezdiğim en eski gondol imalathanesinde 18. yüzyıldan beri tek işi gondol imal etmek olan bir aileden gelen gondolcu ustası bana bu işin gerçeğini anlattı:

-"Gondollar siyahtır; çünkü siyah uzun yüzyıllar boyunca suya en dayanıklı renk olmuştur.

Bu renk gondolun çok uzun ömürlü olmasını sağlar; zira gondola siyah rengi veren zifttir. Zifti sürdükten sonra gondolun su almaz kolay kolay.

-Ayrıca gondol, her bölgesine özel sekiz ayrı cins tahtadan ve 280 parçadan imal edilir.
-Bir gondolun üretimi bir yıllık süreyi alır.
-Yaklaşık 11 metre boyundadır ve asimetriktir.
-Kanalın içinde giderken dengeyi sağlaması için sol tarafı sağ tarafına göre daha geniş tutulur.
-Gondolun uç kısmındaki demir, tıpkı Venedik Doçu'nun taktığı şapka gibi, Venedik'in her bir bölgesini temsilen 6 parçalıdır ve diğer kısmındaki demir çıkıntı ise, Giudecca adasını temsil eder. -Köprü gibi ortadan yükselen tahtalar Rialto Köprüsünü,
-Köprünün üzerindeki yapraklı nakışlar üç adayı: Murano, Burano, Torcello'yu
-Ayrıca ''S'' biçimli figürler de Kanal Grande'yi temsil derler.

Gondolların her bir gondol bir servet değerindedir ve bu serveti koruyan onu daha uzun süre suyun içinde tutacak olan zifte uzun yüzyıllar boyunca ihtiyaç duyulmuştur. Şimdiki teknoloji ile artık gondolunu istediğin her renge boyayabilirsin; ama siyah renk artık bir semboldür ve gondola da en çok yakışan renktir. Mavi limuzin olur mu hiç? Biz gondola limuzinin suda gideni deriz." ''Gondola binmek lüks işidir.''

-"Bütün hikaye kadar mı yani? Ama bu hiç romantik değil?" Haksızlık bu!
-"Ama gerçek bu!"

Hikayenin aslını burada bitirmeyip biz gene gondolları boyamaya başlayalım hadi. Teknoloji ilerlediğinde Venedikliler boyaların gücünü de keşfederler. Artık zift kullanmadan da rengarenk boyanan gondollar suya dayanabilmektedir. Gondolcu mavi, yeşili sarı, mor rengarenk boyadığı gondolu bir de güzel süsler. Sevdiği objelerini gondoluna koyup öylece şehrin kanallarında süzülmeye başlar… Venedikli soylular hep birden fazla gondol sahibi olmuşlardır. O nedenle de taşımacılıkta kullandıkları gondollarda daha sade olmayı seçerlerken sadece gezinti ve hoş vakit geçirme amaçlı kullandıkları gondollarını oldukça süslü ve kıymetli objelerle süslemeyi tercih ederler. Aynı zamanda gondollarda müzik dinleme alışkanlığı da işte bu 17. yüzyılın bir alışkanlığı olarak şimdilik turist eğlencesi gondollara miras kalır.

1609 yılında ise Venedik Senato'su bir karar çıkarttırır ve gondolların dekorasyonu konusunda bir sınırlama getirir.

Ben yine de bana soranlara tarihçi tarafımın gerçekçiliği yerine masallar âleminin çekiciliği ile en güzel renkli gondol için kavga eden gondolcuları anlatıyorum hala ve o dönemlerde yaşasaydım pembe renkli bir gondolum olurdu ve muhtemelen o kavgacılardan biri olurdum diyorum.

Gondolcular önünüzden geçerken "gondola gondola" diye bağırırlar. Bir de bütün yolları çok iyi bilirler. Adres sormak için doğru adres gondolculardır; ancak asla İtalyanca konuşmazlar. Venedikçe bilmiyorsanız onları anlamanız çok zordur.

Bir de gondollarda genellikle Japon turistler görürsünüz. O gondola saati 80 euro verip hala mutlu olmayı başardıkları için sizi hayrete düşürürler.
Arşivin hemen yanında bulunan kanala gondolcular gondollarıyla park ediyorlar. Öğlen saatlerinde hava almak için meydana çıktığımda hep gondolcularla karşılaşıyorum. Bir keresinde öğlen yemeği niyetine getirdiğim cevizleri kırmaya çalışırken bir gondolcunun dikkatini çektim sanırım. Güçlü kaslarını daha da gerinip ortaya çıkaran gondolcu: " Amore, secondo me ti serve una mano." "Aşkım, Bence sana bir yardım gerekiyor." diye yanıma yaklaştı. Cevizleri elimden alıp bir bir elleriyle kırıp bana tekrar uzattı. Bir gondolcu ile ilk diyalogum da böyle gelişmiş oldu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İtalya'da Yaşamak

Yurtdışı deneyimleri İtalya’nın birçok şehrinde sıklıkla misafirlerimi gezdiriyorum. Büyük bir hevesle geliyorlar ve İtalya’da bulunma...