Romeo Jülyet, Shakespeare, Verona

Romeo ve Giulietta
Derler ki Shakespeare ünlü eseri Romeo ve Jülyet'i (İtalyancası Romeo ve Giulietta) yazarken Verona'nın iki ailesi olan Montecchi ve Capoleti'lerin büyük düşmanlığından esinlenmiştir. Ortaya çıkan dillere destan aşk, kuşakları etkilemiş ve Verona sırf bu nedenle sevip de kavuşamayanların şehri olarak kalmış. Oysa herkesin böyle bildiği aşk öyküsü gerçekte çok farklıdır.

Luigi ve Lucina
Aşk temalı bu hikaye doğrudur, ancak hem yazarı hem de kahramanları farklıdır. Kuzey İtalya'nın Friuli bölgesinde bulunan Udine şehrinde Savorgnan Sarayı'nda bir akşam üstü gerçekleştirilen partide Luigi Da  Porto ve Lucina Savorgnan tanışırlar ve bu tanışmanın ardından birbirlerine aşık olurlar. fakat bu iki sevgili birbirlerine düşman iki aileden gelmektedirler ve bir araya gelmeleri neredeyse imkansızdır. Kaptan olan Luigi bir deniz savaşına yaralanır ve Verona'da kalır. Derken bir kaç yıl sonra Lucina kuzenlerinden biri olan Francesco Savargnon ile evlendirilir. Bu sırada Verona'da bulunan kaptanımız Luigi'nin elinde kalan son silah ise bu aşk öyküsünü yazıp Lucına'ya armağan etmek olur. 

Shakespeare ne yaptı?
70 yıl sonra Shakespeare Verona'ya yerleştiğinde bu aşk öyküsünden haberdar olur. Derken karşımıza Romeo ve Jülyet hikayesi çıkıverir. Kahramanları ve olayın geçtiği şehri değiştiren Shakespeare, Verona'yı bugün yüz binlerce insanın ziyaret etmesine yol açan aşkın büyüsünü eserinde oldukça kuvvetli işlediği için belki de Luigi ve Lucina'nın affına da uğramıştır. Shakespeare'in kalemi bu aşkı daha da ölümsüzleştirmiştir. Bu öyle bir büyüdür ki hikayenin aslını da bilseniz yine de Verona'nın her köşesinde aşkın kokusunu alırsınız.

Verona'da Aşk 
Verona'ya her gittiğimde aklımda kalan hep bu aşkın şehri nasıl sarmaladığı gerçeği kalıyor. Aşk bu şehirde para ediyor. Aşk bu şehirde satılıyor. Aşk bu şehirde onu hasretle bekleyenlerin yüreğine su serpiyor.

Verona'yı tanıyalım
Verona'nın tarihi Romeo Jülyet aşkından çok daha eskilere dayanıyor. İtalya'da Veneto bölgesinin 7 şehrinden biri ve bir zamanların Serenissima Cumhuriyeti olan Venedik'e sadakatini sunmuş bir şehir Verona aynı zamanda Unesco mirası. Garda Gölünün şehre armağanı olan Adige Irmağı boydan boya şehri kaplıyor. Bütün diğer İtalyan şehirlerinde görüldüğü gibi burada da tarihi şehirlerin kurulma aşamasında suyun varlığının ne kadar önemli olduğu anlaşılıyor. Şehrin tarihi kapısından içeriye girip de yürümeye başladığınızda mermerle kaplanmış bir zemin görüyorsunuz. Roma döneminin vazgeçilmez malzemesi ve zenginliğin sembolü bu mermer zeminler şehrin en büyük gurur kaynaklarından biri olarak görülüyor. Mermer sütunları aşıp da şehre girdiğinizde ilk uğrak yeri Piazza Bra' oluyor. Oldukça büyük olan bu meydanda elbette en çok göze çarpan şey şehrin opera festivalleri ve konserleriyle de oldukça ünlü olmasına neden olan Arena'sı oluyor. Anfiteatro Arena, Roma ve Napoli'deki arenalardan sonra İtalya'nın en büyük üçüncü arenası olarak da oldukça meşhur. Bra' Meydanı oldukça renkli bir meydan. Sokak sanatçılarının mesken tuttuğu bu meydanda Roma gladyatörlerinden, Mısır prensesine, yaramaz bebek taklidi yapanlara ve Hintlilere kadar her renkten örnekler görmek mümkün.
Klasik Verona şehir turunda Bra'dan sonraki mekân alışveriş çılgınlığına kendinizi kaptırmaktan başka çarenizin olmadığı Via Mazzini oluyor. Adeta küçük bir Beyoğlu izlenimi veren bu yol üzerinde bütün önemli mağazaların bir şubesini bulmak da mümkün. Via Mazzini'yi tamamlayıp sağa dönünce yolun hemen devamında Jülyet'in evini buluveriyorsunuz. Fakat İtalya'da hiç de alışık olmadığım kadar modern sanat eseri olan bu evde gerçekten Jülyet'ten ve aşkından izler bulmak benim için oldukça zor oldu. Evi ziyarete gelen aşka susamışlar illaki kendilerinden bir iz bırakma sevdasına tutuşmuşlar ve bütün duvarları renkli kalemlerle, sakızlarla, aşkın bir başka sembolü olan kilitlerle donatmışlar. Evin 1945'te sonradan ilave edilen balkonu hayaller yarım kalmasın diye tamamlanması gereken bir eksikliği tamamlamanın gururunda size bakıyor. Aşk para eder dedik ya bir de satış mağazası var evin içinde. Romeo Jülyet'in bardağı, tabağı, çanağı, defteri, kitabı, cdsi, tişörtü vs. ne varsa satışta. Bir de olmazsa olmaz tabiî ki güzeller güzeli Jülyet'in ihtişamlı heykeli yer alıyor bahçede. Jülyet'in sağ göğsü olduğu gibi açıkta ve ziyaretçiler Jülyet'in bu göğsüne dokunarak bahtlarını açma derdindeler. Jülyet'in mezarı da var şehirde. Bazen bir hikâye o kadar inandırıcı olur ki onun gerçekliğini kabul etmekten başka çareniz kalmaz. Shakespeare'nin kaleminin gücü Veronalıları bu öykünün gerçekliğine fazlasıyla inandırmış. Hatta sadece Veronalıları değil tüm dünyayı da büyülemiş bunu da kabul etmek gerek.

Verona'nın Meydanları
Venedik'ten sonra nereye giderseniz gidin hep beğenecek bir düzen tertip buluyorsunuz. Labirentlerden çıkıp geniş sokaklarda ve kocaman meydanlarda rahatça nefes alıyorsunuz. Verona da bana nefes aldıran bir antik şehir oldu. Piazza Bra'dan sonra Piazza dei Signori, Piazza Indipendenza, Piazza Duomo,  Piazza Monte şehrin insanları kucaklayan meydanları olarak dikkat çekiyor. Bunun haricinde oldukça klasik bir şehir buluyorsunuz. Elbette şehrin bir kalesi var. Antik şehirlerin o içiçeliği Verona'da da var. Yürüme mesafesinde şehri bir günde keşfedebiliyorsunuz. Her yüzyıldan eserler buluyorsunuz ve İtalyan mimarisinin sıcaklığıyla adeta sarhoş oluyorsunuz. Her yıl 3 Milyondan fazla ziyaretçisi olan bir şehirden bahsediyoruz. Bunlar normal şeyler elbette.
Piazza dei Signori'den Dante heykelini görmeden geçmemek gerek. Dante, Floransa tarafından aforoz edilince soluğu Verona'da alır. İlahi Komedya'nın son bölümünü bu şehirde tamamladığı için o kısmı Veronalılara ithaf eder.

Dante Alighieri Verona'da
Bu arada Dante kimdir? Dante Alighieri (Mayıs-Haziran 1265, Floransa - 14 Eylül 1321, Ravenna) İtalyan ozan ve politikacıdır. En bilinen eseri, ahirete yapılan bir yolculuğu anlattığı İlahi Komedya'dır (La Divina Commedia). Bu eser Cehennem, Araf ve Cennet isimlerinde üç ciltten oluşmuştur. Dünya edebiyat tarihinin en büyük eserlerinden biri kabul edildiği gibi, modern İtalyancanın da temelini oluşturur. Dante'nin son durağı Ravenna da ona oldukça sahip çıkıyor. Yaşarken kendi şehrinden sürgün edilen, bir yerlere sığamayan Dante'nin ona sahip çıkan üç şehri var şimdi. Dante Alighieri İlahi Komedya'sının birinci bölümü olan Cehennem'den birinci kanto şöyle başlıyor:
Yaşam yolumuzun ortasında, karanlık bir ormanda buldum kendimi, çünkü doğru yol yitmişti.
Dante'nin yolları iyi ki de bu şehirlerle kesişmiş. Gittiğim yerlerde ondan izler bulmayı seviyorum.
Bir şehri şehir yapan bazı öğelerden bahsettik. Verona hatıralarımda Shakespeare ve kahramanları var, Dante var,  her çağı yansıtan eserleri ve tabii San Marco'nun kanatlı aslanı ile Serenissima mia (Benim Venedik'im) var.
Nerde ne yenilir ne içilir bunlar da önemli. Belki de birçok şehirden geriye sadece yedikleriniz içtiklerinizin damakta bıraktığı tat kalıyor. Sevgili Ayhan Kalyan ile yediğimiz o lezzetli taze meyvelerin tadı da benim aklımda kaldı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Venedik nasıl ortaya çıktı? Peki başka bilinmeyen neler var? Hadi okuyalım!!!

Venedik günlüğü başlasın

Antonio Canova dünyanın en güzel kadınlarının Tanrısı